Üçlemenin ilk filminde görürüz ki bağ bazen çok hızlı ve çok derin kurulabilir ama bu onun sürdürülebilir olduğu anlamına gelmez. İlişki becerileri bağı sürdürmemize olanak verir.
Celine ve Jesse bir anda tanışırlar ve hızlıca birbirlerine karşı yoğun bir çekim hissederler. Gün doğumuna kadar birlikte vakit geçirirler ve burada görürüz ki birbirlerini gerçekten tanımaya çalışırlar, kendileri ve hayat hakkında yoğun, derin ve felsefi konuşmalar yaparlar. Kendilerini hem bu şekilde açmaları hem ötekini tanımaya istekli olmaları o geceyi uzun yıllar bir daha görüşmeseler bile onlar için unutulmaz yapar.
Fakat bu unutulmazlık da tek başına yeterli olmaz bu ilişkiyi sürdürebilmek için. Yıllar sonra tekrar bir araya geldiklerinde ve ilişki yaşamaya başladıklarında zorluklarla karşılaşmaya başlarlar. Burada devreye öğrenilip geliştirilebilir olan ilişki becerileri giriyor. Şimdi bu ilişki becerilerine bakalım...
Çatışmaya Dayanma ve Onarma Kapasitesi
Jesse ve Céline sık sık tartışsa da anlaşmazlıklarını özverili bir şekilde ele alırlar. Kırıcı anlardan sonra ilişkiyi onarmak için çaba gösterirler.
Anlaşmazlıkların yakınlığı derinleştirmek ve ilişkileri güçlendirmek için faydalı ve gerekli olduğu mesajını verir bu film üçlemesi bize.
Duygusal Regülasyon ve Duyguları Söze Dökmek
Özlem, pişmanlık, kırgınlık, öfke gibi duygularını bastırmadan ama kontrol ederek ifade ederler.
Bu duyguların önce kendi içimizde adını koyabilmek, bunları kontrollü hissedebilmeye izin vermek, sonrasında bunları eylemlerdense söze dökebilmek son derece kıymetli bir süreç.
Duygusal regülasyon yani duygularımızı düzenleyip dengeli bir hale getirmek emek isteyen ve geliştirilebilir bir beceri. Öfke özellikle regüle etmesi zor bir duygu olabiliyor. Öfkelendiğinizde tepki göstermeden önce sakinleşmek için zaman almak, bu sırada yükselen nabzımızı düşürecek nefesler almak ya da yürüyüşe çıkmak onarılamaz tartışmaların önüne geçmemizi sağlıyor. Daha sonrasında öfkemizi anlamaya çalışmak; bizi ne öfkelendirdi, bir şeye mi kırıldık gibi soruların cevaplarına bakıp neye sinirlendiğimizi ya da kırıldığımızı karşı tarafa ifade etmek ilişkiyi korumamıza olanak veriyor.
İhtiyaçları İfade Etmek
Sevgi, yalnızlık, takdir ve özgürlük ihtiyaçlarını dile getirirler.
Bu ihtiyaçlar ifade edilmediğinde ilişkide kırgınlıklar büyüyor ve bu sefer telafi gün geçtikçe zorlaşıyor. İhtiyaçlar kimi zaman kinayeli, eleştirel ya da suçlayıcı ifade edildiğinde de ilişki yokuşa sürülebiliyor. Tüm bu nedenlerle kendi ihtiyaçlarımızın bilincinde olmak, onlara sahip çıkmak ve suçlamadan ifade etmek ilişkilerimizi koruyor.
Diğer bir zor durum ise partnerler arası çatışmalarda kendi ihtiyaçlarımıza sahip çıkabilmek çünkü kimi zaman kendi ihtiyacına sahip çıkmak demek ötekiyle çatışma yaşama, hayal kırıklığı yaşama ihtimali ve bazen de ayrılık ihtimali demek. Tam da burada bir ikilem yaşanıyor; ihtiyaçları dile getirmek zorlaşıyor ve ilişkide kalabilmek için kendinden feda etmeye başlanabiliyor. Fakat bu sefer ötekine karşı içeride hiç dinmeyen bir öfke ve kırgınlık hissedilebiliyor ve ilişki yine açmaza düşüyor.
Tüm bu çatışma ve ayrılık ihtimalleri gölgesinde ihtiyaçları ifade etmekten bazen imtina ediliyor, fakat bu risk alınmadan da ilişki içerisinde yine huzur hissedilemiyor. Burada gözden kaçırılan nokta kendi ihtiyaçlarımızı dile getirmenin ilişkide olduğumuz kişiyi ve ilişkinin kendisini koruduğu gerçeği. Aslında partneri ve ilişkiyi korumak için ihtiyaçları dile getirmeyi seçebiliriz.
Kırılgan Olabilmek
İlişki içerisinde ve tartışmalarda kırılgan olabilmek ve savunmasız kalmak diğer önemli bir ilişki becerisi.
Özellikle bizi zorlayan meselelerden bahsetmek, korkularımızı, utandığımız şeyleri, geçmiş deneyimleri, meraklarımızı, arzularımızı, çocukluğumuzdaki zorlayıcı deneyimleri açmak partnerimizle daha derinlikli ve samimi bir bağ kurmamızı sağlıyor. Kırılgan kaldığımızda tartışmalar da daha hızlı ve olumlu sonuçlanabiliyor çünkü insani yönümüzü göstermiş oluyoruz.
Üçleme ayrıca klişe romantik beklentileri parçalıyor ve aşkın bir his olmaktan çıkıp; her gün verdiğin bilinçli bir karara ve emeğe dönüşümünü anlatıyor.
Üçlemenin vermek istediği mesaj;
Mükemmel ilişki yoktur, gerçek ilişki vardır.
Gerçek ilişki içinse ilişki becerilerine ihtiyaç vardır.
Ve güzel haber şu ki bu beceriler öğrenilip geliştirilebilir.
Klinik Psikolog Zeynep Başar
Referans:
Dr. Harriet Lerner, Öfke Dansı, Varlık Yayınları